20 Mart 2015 - 06:04
İran’ın Bahreyn kartı

Suriye ve Irak krizlerinin büyümesi, Kudüs Gücü’ne Ortadoğu’da daha yoğun bir ağ kurması için fırsat verdi. Sepah (Devrim Muhafızları), Suriye, Irak, Lübnan, Yemen ve şimdi de Bahreyn’de etkin paramiliter gruplar oluşturdu.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA-Suriye ve Irak krizlerinin büyümesi, Kudüs Gücü’ne Ortadoğu’da daha yoğun bir ağ kurması için fırsat verdi. Sepah (Devrim Muhafızları), Suriye, Irak, Lübnan, Yemen ve şimdi de Bahreyn’de etkin paramiliter gruplar oluşturdu.

Suudi askeri birliklerin Bahreyn'e girişinin dördüncü yıldönümü olan 6 Martta Bahreyn Şiileri, Manama ve Sitra şehirlerinde El-Vefak Ulusal İslam Toplumu'nun öncülük ettiği gösterilere katıldılar. Bu protestolar manşetlerde yer etmeyi başaramamışken Bahreyn Şii hareketi yeni bir slogan ile tanıştı “Hepimiz direnişin üyesiyiz.” Ortadoğu'da bir politik söylem olarak “direniş” genellikle İran ve Hizbullah'ın liderliği altındaki Şii cepheler, Irak'taki Şii gruplar, Yemen'deki Husi hareketi, Suriye Hükümeti ve Hamas anlamına geliyor.

Bahreyn'deki Şiiler, 2011 Şubat'ından beri, “Arap Baharı”nın devamı olarak, caddeleri tutup gösteri yapıyorlar, başbakanın azlini, kurumsal değişiklikler ve anayasal reformlar istiyorlar.

Birleşik Devletler Deniz Kuvvetleri 5. Filosu'na evsahipliği yapan Basra Körfezi'ndeki –çoğunluğu Şii olan- bu küçük ada Sünni yönetici sınıf tarafından idare ediliyor.

Protestocular, sisteme karşı silahlanmadılar ve şu ana kadar sadece, çok sayıda asker ve güvenlik kuvvetlerinin bulunduğu caddelerde barışçıl gösterilere katıldılar. İki yıl önce Saraya al-Muhtar(Muhtar es-Sekafi Tugayları) adlı bir grup, mevcudiyetini ilan etti. Grup ismini, İmam Hüseyin'in katledilmesinin intikamı peşinde koşan “Şii İslam”ın tanınmış şahsiyetlerinden  Muhtar es-Sekafi'den almaktadır. Grubun logosu, İran İslam Devrimi Muhafızlarının (Sepah) resmi logosu ile benzer olarak görünmekte olup onun tüm görsel öğelerini kapsayacak şekilde hassasiyetle dizayn edilmiştir. -örn. AK-47, sıkılmış yumruk ve Kuran ayeti gibi-

Saraya al-Muhtar şimdiye kadar herhangi bir kayda değer askeri operasyon düzenlemedi. Ancak mükerrer defalar polis güçlerine saldırma ve bombalama gibi küçük çaplı operasyonlarda yer aldı. Facebook ve Twitter hesaplarında düzenli olarak Bahreyn'in şu anki partizan hareketine ilham kaynağı olan politik ve askeri açıklamalar yayınlamaktadırlar.

Büyük askeri operasyon yapmamasının sebebi grubun askeri operasyonlarını genişletmemiş olması değildir. Bu daha ziyade bu hareketi göreceli olarak barışçıl tutmak isteyen politik liderlerinin isteğidir. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah geçen yıl yaptığı konuşmada  “Bahreyn halkı hareketlerinin barışçıl doğasında ısrar etmelidir. Onlar Bahreyn hükümetine bu taktikle üstünlük sağladılar... Şeyh İsa Kasım'ın ve El-Vefak Toplumu'nun başını çektiği muhalefet liderleri, El-Vefak Toplumunun Genel Sekreteri Şeyh Salman Ali  de dahil olmak üzere hareketin barışçıl doğasını hususunda ittifak halindedir” dedi.

Nasrallah, Bahreyn'deki çatışmaların genişleme olasılığından bahsedip, bunun sonucu olarak Bahreyn'deki halk hareketinin militarize olmaya başladığını belirtti ve şunları söyledi:

“Bahreyn hariç her yerdeki hareketler şiddete yöneldi. Bunun sebebi Bahreyn halkının silah kullanma kapasitesinin olmaması veya Bahreyn'e silah sevkiyatı yapılamaması değildir. Bahreyn'de dünyanın diğer ülkeleri gibidir ve dünyanın en sıkı kontrol edilen ülkelerine bile silah ve savaşçı göndermek mümkündür.”

Bu sözlerle Hizbullah Genel Sekreteri birkaç önemli hususa açıklık getirdi. Birincisi, Bahreyn halk hareketinin militarize olmasının politik liderlerin isteğine bağlı olduğunu belirtti. Ayrıca Bahreyn'deki bazı grupların askeri eğitim aldığını ve Hizbullah'ın Bahreyn dahil olmak üzere yabancı ülkelere silah gönderecek imkanı ve tecrübesi olduğunu ifade etti. Spekülasyonlara rağmen Yemen Husi hareketi Bahreyn'deki çatışmalarla ilgili taraf olmamıştır; Şii direniş söz konusu olduğunda öncü rehber Hizbullah'tır. Ayrıca Hizbullah, Bahreyn halkını barışçıl hareketlerinde desteklediğini, ancak şartlar değişirse askeri hareketi de aynı şekilde destekleyeceğini göstermiştir.

Şii dünyasının oyun kurucusu İran İslam Cumhuriyeti, şimdiye kadar Bahreyn hükümetinin vatandaşları üzerindeki baskısını sadece kınadı. İslam Cumhuriyeti'nin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney üç yıl önce Tahran'da “Bahreyn yöneticileri, bizim onların içişlerine karıştığımızı iddia ediyor. (Onlara dedim ki) biz İsrail karşıtı eylemlere katılıyoruz ki, bunun sonucu 33 Gün Savaşı oldu. Dünyanın herhangi bir yerinde Siyonist rejime muhalif olan herhangi bir millet veya grubu desteklemeye devam ediyoruz ve bunu söylemekten korkmuyoruz. Bahreyn adasının yöneticileri İran'ın onların içişlerine karıştığını söylüyor; bu bir yalandır. Şayet karışmış olsaydık Bahreyn'deki şartlar çok daha farklı olurdu” dedi.

Hem İslam Cumhuriyeti lideri hem de Hizbullah Genel Sekreteri açıkça ifade etmektedirler ki şayet Bahreyn'deki bir dolaylı askeri girişimi desteklerlerse, bu ülkede bir rejim değişikliği olur.

Muhtar Tugayları, Bahreyn güvenlik güçlerine karşı “Muhtar1” adlı ilk silahını kullandığını bildirdi. Ayrıca “Sharaf1”, “Betar1” ve “Sayad1” adında başka silahlara da sahip olduklarını iddia ediyorlar. Ancak bu grubun sahip olduğu imkan ve ekipman hakkında net bir bilgi yoktur. Muhtar Tugayları, doğaçlama patlayıcı düzenekleri (IED) yapma kapasitesinin olduğunu gösterdi. Bu bağlamda, eğer Bahreyn'deki çatışmalar tırmanırsa ve muhalefet liderleri hükümete karşı olan mücadelelerinde şiddet kullanmaya karar verirlerse, Muhtar Tugayları gerekli silahları Hizbullah ve Yemen Ensarullah'ından temin edebilir. Hizbullah, Suriye savaşı boyunca kilit noktalara silah ve cephane sevkiyatında oldukça fazla tecrübe kazandığını gösterdi.

Bölgedeki olayların dikkatli bir gözlemi bize İran İslam Cumhuriyeti'nin bölgedeki etkinliğini arttırmak için dikkatli, uzun soluklu bir strateji planladığını gösterecektir. Suudi Arabistan, Körfez ülkelerinin oyun kurucusu olarak günümüzde Bahreyn'de olan gelişmelerden oldukça kaygı duymakta ve bu ülkede askeri faaliyetlerde bulunmaktadır.

Bununla beraber Suriye ve Irak krizlerinin büyümesi, Kudüs Gücü'ne Ortadoğu'da daha yoğun bir ağ kurması için fırsat verdi. Sepah, Suriye, Irak, Lübnan, Yemen ve şimdi de Bahreyn'de etkin paramiliter gruplar oluşturdu. İran'ın Suriye ve Irak'ta Suudi Arabistan'a karşı avantajları bulunuyor ve ayrıca Yemen de Suud'un  etkin olduğu  daireyi terkedip İran'a yakınlaştı. Şu an, Suudi Arabistan'ın kuzeyinde Irak'ın İran ile çok yakın bağları var ve Suudi Arabistan'ın güneyinde Yemen Husi hareketi Sana'yı kontrol altına aldı. Sonuç olarak İran'ın,  Suudi Arabistan etrafındaki kuşatmayı tamamlamak için fırsatı var. İnanıyorum ki Suriye ve Irak'ta Sünni aşırıcıların bertaraf edilmesi, silah kullanımı ve askeri hareket başlatmak konusunda Bahreyn'deki halk hareketi  liderlerinin fikirlerinin değişmesi için fırsat yarattı. Bu olası senaryo Birleşik Devletler ve Suudi Arabistan'ın bölgedeki çıkarlarını tehdit etmektedir.

Abbas Qaidaarial-monitor

Çev. Rozan Genç 

Ekler